Güneşli Göller

Her mevsim çok güzeldir ama sonbahar bir farklıdır doğa yürüyüşleri için.

Üşümek, sıcaktan terlemek, haşereler ile haşır neşir olmak gibi olumsuz etkilerden uzak ve daha keyiflidir doğaya doğru yol almak..

Güz çiğdemlerini orman tabanında görmeye başladığımız vakit; yaz aylarına dair takvim yapraklarının tükenişidir. Sararan tabiat ve kavruk yaprakların kahverengi ve tonlarına dönüştürdüğü zeminde mor renkleri ile harika bir görüntü sunar bu zarif çiçekler.

Vize’den Kıyıköy istikametine giren yol üzerinde Kömürköy’ü geçtikten sonra ulaşılan dört yol ağzından Kıyıköy’e sapmaksızın devam eden yol takip edilerek sırası ile Kızılağaç ve Sivriler köyü geride bırakılır. Demirköy’e gelmeden evvel sola giren bir orman yolu doğa meraklılarını Güneşli Göller’e ulaştırır.

Belli belirsiz bir yön tabelası son vakitlerde kırık ve yolu bulmak isteyenlere yardımcı olamaz vaziyette.. Belki de öyle kalmasında büyük fayda var zira bu yolun sonundaki güzellikler de insan baskısı ve çevre düşmanı davranışların tehdidi altında bulunuyor.

Güneşli Göller’e giren orman yolunun kenarındaki müsait bir yere aracımızı park ettikten sonra yürüyeceğiz. Gidiş ve dönüş yolu ile birlikte 10 km civarında bir parkurumuz var. Bu orman yolu üzerinde araçları ile de gidenler var ama hem bu güzel yolun keyifli manzaraları hem de aracımıza verdiğimiz kıymet sebebi ile yürümeyi tercih ediyoruz. Üstelik yol boyunca yanımızda akıp giden derenin birçok yerinde güzel fotoğraflar çekebilme imkanımız da var.

Bu sene yaz gitmemek için inat etmekte… Sonbahar ise peşinden kendisini itekleyen kış sebebi ile bu güzel ülkedeki konukluğunun kısa süreceği endişesi ile yaz ile kavga halinde… Bu nedenle kimi yerde kızarmış yapraklar kimi yerde de henüz yeşil halini koruyan ağaçlar var.

Buranın güneşli göller olarak anılmasının birçok nedeni olabilir. Muhtemelen bahar aylarında taze yaprakların arasından sızan güneş ışıkları göl üzerinde çok güzel yansımalar gösteriyordur. Güneşin kendisini sakladığı vakitlerde yaptığımız bu yürüyüşlerde bile azalmış debisine rağmen akarsunun berraklığına değen gün ışığı mükemmel kareler oluşturuyor.

Yürüyüşten aldığımız keyfi satırlara dökebilmek gerçekten zor. Sırtımdaki çanta bir süre sonra daha da ağırlaşmasına rağmen boynumdaki makineye takılı lens ile etrafta ötüşen kuşları yakalamaya çalıştım. Güneşli göller; akarsuyun yatağı boyunca döküldüğü yerlerde oluşturduğu minik gölcükerden oluşuyor. Kimi yerde kayalar üzerinden dökülen sular minik şelalelere dönüşmüş. Bu manzaraları seyrederek diğerlerine nispeten daha büyük olan gölcüğe ulaşmak 5 km’lik bir yürüyüş ile gerçekleşecek. Bu alanda tesis edilmiş çardak ve dinlenme yeri halkımızın inanılmaz özeni (!) ile korunmuş. Etrafa saçılmış çöpler, yakılmış ateşlerin kalıntıları inanılmaz çirkin ve insanın içini acıtan boyutta. Çekmeye gayret ettiğim fotoğraf karelerine bu kötü görüntülerin girmemesi için özel bir özen göstermem gerekti.

Beş km’lik yürüyüşün ardından geldiğimiz yerde gördüğümüz kirlilik manzarası gerçekten hiç hoş değildi. Bu blog sayfalarında hakkında yazı kaleme aldığım hemen her tabiat harikasında rastladığımız bu manzaraların yaşanmaması için zannedersem bilinçli yetişmiş kuşakların çoğunluğa geçmesi gerekecek. Şimdilik maalesef orman ve manzara gördükçe ateş yakıp üzerinde hemen et pişirme ihtiyacı hisseden ilkel bir topluluğuz çoğunluk olarak.

Yürüyüşün sonunda ulaştığımız nispeten genişçe alan gerçekten muhteşemdi. Çirkinlikleri görmemeye çalışarak taşlardan dökülen suları ve suya dökülen kızarmış yaprakların yol alışını uzun pozlama ile karelemeye çalıştık. Tripodumu kilometrelerce taşımış olmanın bir faydasını görebilmek için biraz gayret etmem gerekiyordu. Suyun akışını uzun pozlama ile bir tül perde gibi gösterebilmek için genelde 1/2 saniyelik pozlama süresinin yeterli olduğu bilinir. İlk akla gelen makineyi TV (S) moduna alıp enstantaneyi 1/2’ye getirmektir ama karşımızdaki manzarada alan derinliğini dar bir alana vermek yerine kısık diyafram ile dağıtmak daha fazla alanın keskin çıkmasına imkan verecektir. Av (A) diyafram öncelikli modu kullanarak yarım deklanşör yaptığımızda ekrandaki enstantane değerinde 1/2’yi buluncaya kadar diyafram değerini kısabilirsiniz. Bu; hem mümkün olduğu kadar fazla alanın netlenmesini hem de suyun akışını bir tül perde gibi göstermeyi sağlayacaktır.

Uzun pozlamada titreme kaynaklı bulanıklığı önlemek için tripod kullanmak şarttır. Ayrıca ISO değerini 100 olarak bırakmalıyız. Fotoğrafta hem noise oluşmasını önler hem de makinenin uzun pozlama ile ortaya çıkarabileceği beyaz patlamalarına mani oluruz. Birkaç deneme sonrası beyazların dengeli, su akışının istediğimiz gibi anlamlı ve etrafta bulunan öğelerin ideal keskinlikte olacağı kareleri yakalayabiliriz.

Gölün üzerinde suyun akış yönüne doğru hareket halindeki yaprakların devinimini kareye yansıtmak için de benzer yöntemi deniyoruz. İdeal kareyi buluncaya değin diyafram değeri ve belki de poz telafisi değerlerinde arttırma veya azaltma uygulayarak fotoğrafı oluşturan temel öğelerin sayısal değerlerinin birbirleri ile olan ilişkilerini de daha iyi anlamış oluruz.

Güneşli göllerin en büyük gölcüğünün kenarındaki dinlenme yerine veda etme zamanı gelince geldiğimiz yoldan geri dönmeye koyulduk. Kendine güvenenler veya bu noktaya kadar araçları ile gelenler için buradan sonraki noktalara devam eden güzergaha ait bir tabela da var ama biz bir sonraki durağı sonraki keşiflere bıraktık. Etrafındaki pislikleri çok fazla kadraja almadan mesafe tabelasının fotoğrafını çekmeye gayret ettim.

Dönüşte güneş güney-batımızda yer alan mahya tepesinin da içinde olduğu sıradağlar ardında kaybolmaya doğru gidiyordu. Güneşli Göller Yıldız dağ silsilesi içinde keşfedilmiş bir güzellikti. Böylesine berbat bir şekilde kullanılır hale geldi ise keşke keşfedilmese miydi diye kendimize sorduk bir süre.

Yol veya sırtımızdaki çantaların yükü değildi bizi yorgun kılan. Bu tüketme vahşiliği, bu değer bilememe, bu vurdumduymazlık ve yaratılmışa olan saygısızlıktı ruhumuza çöken yorgunluk.

Dönerken birkaç güzel kuş, bir sincap ve bir de her tarafta bitmiş bu güzel güz çiğdemlerini gördük tekrar. Ruhumuzdaki yorgunluk yerini tekrar eskisinden daha kuvvetli bir yaşama tutkusuna bıraktı.

Ömrü kısacıktı bu güz çiğdeminin. Bize göre kısa idi tabi ki… Tıpkı Nazım usta’nın ömürleri kıyasladığı satırlarında olduğu gibi bizim de ömrümüz şu kozmosa göre bir toz zerresi bile değildi.

Ama güz çiğdemi için hayat güzel ve anlamlıydı. Yaşama hakkına kasteden onca saygısızlığa rağmen.

Bizim de Güneşli Göller’de yaşadığımız anlar çok kıymetliydi. Onu yok etmeye azmedenlere rağmen.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.