İçeriğe geç

Bıçkıdere şelalesi

Istranca dağlarının birçok noktasında; kaynağından doğduktan sonra kendine yollar açarak, yollar arayarak akıp giden onlarca akarsu var. Bu suların kendilerine yüzyıllardır çizdikleri rotaların bir kısmında oluşan şelaleler bu güzel dağ ormanlarının içinde muhteşem güzellikler oluşturuyor.

Vize’yi terk edip Poyralı yolu üzerinden Sergen köyüne girip ardından Çifte Kaynaklar mevkine yol alarak bu güzel şelaleye yürüyüş yapmak mümkün.

Sergen köyü ile Kıyıköy arasında henüz tam bitmemiş ve oldukça bozuk olan bir yolda araca zarar gelmemesi için dikkatle yol aldık. Yol, rakım olarak yüksekte kalan bir yerden açılmış ve bazı yerlerden orman içlerine açılan ağaç taşıma yolları var. Gittiğimizden daha da sarp olan yollardan genişçe olanına saparak çifte kaynaklar piknik alanına doğru yol aldık.

Herhangi bir tabela olmadığından ve popüler dijital haritalarda da yanlış bilgiler bulunduğundan gittiğimiz yoldan da pek emin değildim. Araba ile dik bir rampadan aşağı indikten sonra daha düz, biraz da sonbaharın kızıl renklerinin etkisi ile daha keyifli bir orman yoluna girmiş olduk.

Bu güzel coğrafyanın en soğuk zamanlarından en kavurucu aylarına kadar birçok halini bilecek kadar gezilerimiz olmuştur ama zannedersem en keyifli zamanlar sarıdan kızıla tüm tonların harika birlikteliğinin senfonisini yazan sonbahar; bir başka türlü keyifli Istrancalarda…

Doğru yolda olup olmadığımızı tam bilemez durumdaydım açıkçası ve bunca yolun cefasını boş yere çekmiş olma ihtimali ile yolda ilerlerken karşımıza ilk manzara çıkıverdi.

Kimbilir kaç zaman; daha gür akan suyun debisi ile kaç evin mutfağına giren unu öğütmüş bir değirmenin yıkıntısı ile karşılaştık.

Belki de tüm yaz mevsimi çağıldamış olan akarsu; kaynağının yeni yağışlar ile besleneceği zaman gelene kadar kendini sakin bir müziğin etkisine kaptırmış gibiydi. Ağaçlardan düşen yapraklar acelesiz bir şekilde akan su ile biryerlere akıp gidiyorlardı. Değirmenin suya yansımasını çekebilmek için tripodumu kurdum ve burada kısık diyafram ile birkaç farklı kare denemesi yaptım. Etraf gerçekten çok güzeldi. Sonbahar çok güzeldi. Eşim birkaç adım ötede benim profesyonel makine ile yakalayamadığım kareleri cep telefonu ile kaydediyordu. Çaktırmadan O’nun harika karelerinden birini taklit ederek ben de çoklu pozlama ile bir sonbahar karesi yakalamaya çalıştım.

Tekrar aracımıza binip aynı tempo ile yol aldık. Henüz çifte kaynaklar mevkisine gelmemiştik. Yol kenarında araç park etmek için uygun bir yer bulup kalan yolu yürüyerek gitmek istedik. Etrafta kuş habitatı epey zengindi. Hatırlayabildiğim kadarı ile ilk Sıvacı kuşunu da bugün çektim.

Orman loşluğu içinde çektiğim resimde makinenin iso ayarını otomatikte bırakmak arzu ettiğim ölçüdeki keskinliği yakalayamama neden olmakla birlikte şimdilik Sıvacı kuşunu bu şekilde karelemek ile işe başlamış olduk. Ormandaki yaprak döken ağaçların gövdelerinde doksan derece yukarı ve aşağı rahatça durabilen bu sevimli kuş ile önümüzdeki zaman içinde sıkça karşılaşmayı ve daha keskin karelerini çekmeyi ümit ediyorum.

Çifte kaynaklar ismi zannedersem kimi yerde paralel olarak akan iki dereden geliyor olsa gerek. Derelerden biri, üzerindeki şelalenin arayışında olduğumuz Bıçkıdere olsa gerek. Ötekini de haritadan bir ara öğrenmeliyim. Piknik alanına geldiğimizde birkaç tahta masa, eğreti bir tuvalet, ziyarete gelenlerin temizlik anlayışları tahmin edilerek konulmuş ama pek bir işe yaramayan çöp konteyneri ve fırsatını yakalar yakalamaz hemen mangalını yakmış bir iki günübirlikçi gördük.

Kötü bir adet benimki biliyorum ama ormanın ortasında ateş yakana, doğayı kirletene selam vermiyorum. Piknik alanını hızla geride bırakarak şelaleye yürümeye devam ettik. Anlaşılan epey yolumuz vardı daha ama daha evvel de dediğim gibi etrafa saçılan çöp ve insan artıkları hariç yol çok keyifliydi . Yolda emin olmak için su kenarında masa kurmuş birkaç dayıdan oluşan keyifli bir topluluğa şelaleye nasıl gidileceğini sordum. Aslında tek bir yol vardı ama üç farklı dayı üç farklı yol tarif edince aralarında kısa bir tartışma yapıp fikir birliğine vararak bana yolu tarif ettiler.

Bu kısa ama tatlı moladan sonra hafif bir rampaya tırmanarak yola devam ettik. Yol biraz yormaya başlamıştı ve yürünecek yol biraz daha uzun olursa belki de vazgeçecektik. Kulağımıza biraz derinden gelen su sesi şelaleye yaklaştığımızı müjdeliyordu. Derken şelaleyi yukarıdan görebilecek şekilde yol almaya başladık.

Akarsu, aşındırdığı yolun kayalık kesiminde birbiri üzeride yığılı kayalık alanlarda çok güzel çağlıyordu. Yoldan aşağıya dik bir yamaç iniyordu. Şelaleyi biraz daha yakından görmek için aşağı inmek gerekliydi. Bunun için daha düz bir yer aradık ve biraz daha yürüyünce tam istediğimiz gibi bir yer bulduk. Zaten bizden önce gelip bu mekanda çoktan mangallarını yakmış aileler vardı bile. Aşağı indikten sonra az bir zahmet ile şelalenin yanına geldik. Muhtemelen gezdiğimiz kayaların üzerinde bahar aylarında durmamız mümkün olmayacaktır zira daha evvel de dediğimiz gibi akarsuyun debisinin belki de en zayıf olduğu zamanı yaşıyorduk.

Ormanın içindeki bu şelale manzarası ve sesi gerçekten muazzamdı. Bu manzarayı seyrederek saatler geçirebilirdik. Tripodumu tekrar kurdum. Yüksek enstantane ile suya, şelalelere yakışır bir etki verecek şekilde ayarlarımı yaptım. Diyaframı kıstıkça makine bunu enstantane değerini uzatarak tolere edecektir. Kanımca 1/2 saniyeye ulaşana kadar diyaframı kısarak deneme yapılabilir ki ben bu kareyi f22 değeri kullanarak elde ettim. Her ne kadar orman içi gündüz vakti çok ışık almıyor olsa da ışığın değdiği yerler uzunca enstantane ile daha da parlayarak patlayacaktır. Enstantane süresi uzadıkça yüksek diyafram kullanmak bu beyaz patlamalarının fotoğrafın beyaz dengesinin bozmasına müsade etmeyecektir. Dolayısla benzer bir çalışma için enstantane öncelikli bir mod kullanmak ilk olarak akla gelse de diyafram öncelikli mod ile değeri kısarak denemeler yapabilirsiniz.

Aynı çalışmayı akarsuyun sürüklediği yapraklar üzerinde de denemek mümkündür. Makinenizin beyaz dengesi ayarından “gölgeli ortam” seçeneği fotoğraflarınıza biraz daha farklı bir hava verebilir. Ben çekimlerimi yaparken RAW (ham) biçim ile kaydetmeyi tercih ediyorum. Bu seçim, fotoğraflarınızı daha sonra işlerken size birçok avantaj sağlayacaktır.

Bu güzel mekanda gerek fotoğraf çekmeyi gerekse de suyun sesini dinlemeyi sürdürmek isterdik ama kalabalık bir günübirlikçi topluluğunun meraklı saldırısı kadrajımıza girdi ve ekipmanımızı toparladık. Şelaleye biraz daha yakından bakınca kimbilir ne zaman bir kendini bilmezin kayalar üzerine püskürtme boya ile birşeyler saçmadığını fark ettim. Belli ki bir yerlerde yazılı bir eser bırakmak istemiş. Tabiat bu küçük terbiyesizliği elbette sularını çarpa çarpa silip atacak. Gün gelecek ne o yazı ne o yazıyı yazan ne de bu satırlar kalacak.

Bıçkıdere şelalesi baki kalacak! İnsan ile olan mücadelesi daha doğrusu tabiatın insanoğlunun saldırılarından dolayı oluşan yaraları tabi ki iyileşecek ama tabiata her saldırı insanın yeryüzündeki varlığını kısaltacak. O püskürtme boya ile şelale kayalarına yazı yazana bunlar neden öğretilmedi acaba?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Follow Haritada bir nokta on WordPress.com

Blog İstatistikleri

  • 7.010 hits

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: