Kızıl sırtlı örümcek kuşu

2018 yılında kaç tane fotoğraf çektim hiç bilmiyorum.

Hafta sonları elime aldığım iki makinem ile ortalama olarak 150 defa deklanşöre dokunmuş olsam en kaba hesapla yılda en az sekiz bine yakın kare çekmiş olmam gerekiyor. Tabi ki bunların büyük kısmı tarafımca dijital çöplüğe gönderildi.

Fotoğraf, resim çizmek gibi defalarca deneyerek en doğru olan kareyi bulmak ve bunların içinde en güzel ve az kusurlu olanda karar kılmaktır. Çektiğiniz kareler içinde aynı mekan ve objelere sahip olan birden fazla fotoğrafı beğeniye arz edemezsiniz. Bunlardan bir tanesi mutlaka göreceli olarak en başarılı olandır ve sunacağınız kare, üzerinde en iyi olduğuna karar verilmiş olandır.

Geride kalan 2018 yılı boyunca o anların peşinde koşarken bazen hiç ummadığınız bir zamanda bir karenin içine sığdırmak istediğiniz konuya rastlarsınız.

Tabiatın uyandığı ve canlıların coştuğu bahar mevsimiydi. Demirköy’e çok yakın bir çilek tarlasının kenarında kurulu kır lokantasında güzel bir kahvaltı etmiş dönüyorduk. Eşim onu arabanın camından bakarken yüksekten gerilmiş tellerin üzerinde şakırken gördü. Arabayı durdurduk ve motoru susturduk. Muhtemelen üzerinde gittiğimiz toprak yoldan bir süre daha pek bir kimse gelip geçmeyeceğinden yol ortasında bu şekilde park etmemizin sıkıntı yaratan bir tarafı da yoktu. Kapı sesinden ürkeceğini düşündüğümden arabadan hiç inmeden peşi sıra birkaç kare aldım. Canon ve 300 mm’lik lensim bagajda olduğu için elimin altındaki Samsung NX 300 ve bu makineme özel; titreşim engellemeli 200 mm’lik lensi ile konu mankenimizi karelemeye çalıştım. Kendisi gibi öten, uzaklardaki bir arkadaşı ile sohbet halindeydi. Bu muhabbeti bir süre karşılıklı olarak devam etti ve en sonunda diğer öten arkadaşının yanına uçup gitti.

Daha sonra karıştırdığım kaynaklardan ve sorduğum dostlardan edindiğim bilgilere göre bu güzel sesli yaramazın ismi kızıl sırtlı örümcek kuşu imiş. (Red backed Shrike / Lanius collurio) Yakaladığı sinek ve böcekleri genelde çalı ve dikenli tellere takarak bir tür şiş kebap yaparak tüketiyor. Sempatik görüntüsüne ne kadar yakışıyor bilemem ama haşere ile doğal mücadele açısından varlıkları önem arz eden bir yaratılış olduğu kesin. Güzel sesleri de cabası!

Çektiğim karelerden bir tanesini beğenip onun üzerine yoğunlaşmam gerekir ama bu kareleri birbirinden pek ayıramadım ve hepsini çok sevdim. Fotoğrafların çok başarılı olduğu iddiası ile değil ama fotoğrafları karelediğim andaki tabiatın dinginliği, etraftan yükselen ve birbirine karışarak insanı sarhoş eden kokular, ısınmaya başlayan toprak bu fotoğraf kareleri içine kendisini kaydetmiştir benim için.

Kızıl sırtlı örümcek kuşunu tekrar görmek için baharı beklemek gerekecek.

Kış birçok açıdan güzeldir ama galiba en güzel yönü de sonunda bahar olmasıdır.

2018’e veda ve karda fotoğraf çekmek

Poyralı’yı geride bırakıp Demirköy’e gidecek olan yol yıldız dağ silsilesi içindeki tepelere tırmanır.

Henüz düzlük ovadaki yolda ilerlerken bu sıradağlara baktığımızda en yüksek tepelerinden biri olan Mahya dağının zirvesinin epey dumanlı olduğunu gördük. Sis veya yağmurdan farklı birşeyler örtmüştü bu defa Mahya’yı.

“Biraz kar göreceğiz sanki!” dedim eşime.

Rampayı tırmanmaya başladıkça arabanın camlarına vuran yağmur taneleri havada nazikçe uçuşan kar tanelerine dönüştü. Her zaman su aldığımız çeşmenin önünde durduğumuzda ise etrafı örtmeye başlamış bir beyazlık başlamıştı. Çeşmeden küçük bidonu doldururken sırtıma kaban giymeden arabadan çıkmıştım ama rüzgar pek sert olmadığından kar soğuğu dinçlik verdi. Temiz hava ise ciğerlerimize şifa oldu. Bizim gibi su almak üzere durmuş olan yörenin yerlisi bir abi ile de ayak üstü söyleştik. Yakın mesafedeki suyu daha güzel bir çeşmeyi tarif etti. Suyun şifasını öyle bir anlattı ki mübarek çeşme adeta bir hastanenin dahiliye servisi sanki. Notlarımızın arasına ekledik.

Demirköy’e doğru giden yol daha da yukarıya tırmandıkça çok yoğun bir kar yağışı olmamasına rağmen daha evvelden yağmış olan kar bu defa gelinlik giydirmişti buralara. Yılın her mevsiminde farklı elbiseler kuşanan bir coğrafya burası ve her mevsim farklı güzel.

810 rakımlı Jandarma Kule mevkii’ne geldiğimizde bizim gibi kar seyrinin keyfini yaşamak isteyen birkaç aracın daha yolun kenarına park etmiş olduğunu gördük. Jandarma Kule tabelasından içeriye doğru giren patika her mevsim doğa yürüyüşü sevenlerin favori güzergahlarından…

Aracımızı park ederek biraz içeriye doğru yürüyoruz. Eşim cep telefonu ile benim SLR makinemin beceremediği kareleri yakalıyor. Hava 1 derece ama etraf o kadar güzel ki galiba üşümek aklımıza gelmiyor.

Karlı bir ortamda fotoğraf çekmenin bazı püf noktaları var. Yeni nesil makinelerin çekim seçenekleri arasında bulunan hazır ayarları ile bunlara pek de gerek kalmayabiliyor ama biz yine de kısaca bahsedelim.

Karlı ortam beyaz rengin yoğun bir şekilde makine içine girmesine ve fotoğrafta beyaz alanların patlamasına neden olacaktır. Bu derin konuda biz şimdilik temel bazı akılda kalıcı noktalardan bahsedelim. Makinemizi P moduna alarak pozlama değerini +1 değere getirelim ki beyazların ortaya çıkartacağı parlaklığı biraz kısmış olalım. ISO’yu 100’e sabitleyin. Etraf yeteri kadar aydınlık ve keskin fotoğraflar çekmek için ışık yeterli. Diyafram değerini makine kendisi verecek ve muhtemelen f.8 olacaktır. Beyaz dengesinde otomatik seçenek yerine; güneşli, gölgeli, bulutlu seçeneklerini ayrı ayrı deneyerek karşılaştırma yapmanızı tavsiye ederim.

Birkaç kare hatıra aldıktan sonra tekrar aracımıza bindik. Mahya’nın bu yüksekçe noktasından sonra artık yavaşça yokuş aşağıya gitmeye başlayacağız ve gördüğümüz kadarı ile daha aşağılarda kar yok. Balkanlardan gelen soğuk ve yağışlı hava dalgaları öncelikle yüksek yerlerde biraz antrenman yapıp uyarıda bulunuyor sanki bu topraklara. Belki de rüzgarlar çok amansız bir kış göstermek istemiyor zaten yorgun olan insanlara! Ne olursa olsun yazın kavuruculuğu kadar kışın amansızlığı da lazım bu topraklardan bitecek mahsullere. Her ne geliyorsa Yaradan’dan başımız üzere…

Hani ilkokul çocuklarına öğretmenleri ödev verir ya…

“Bir yıl bitiyor, diğer başlıyor… Bu konuda bir kompozisyon yazın, bir resim çizin!” der ya öğretmenler…

Biz de Mahya dağı, Jandarma Kule mevkii’nde bir kompozisyon yazdık, yanına da amatör karelerimizi ekledik.

Ve bunu da biten bir takvim yılının hatıra defterinin son sayfasına kısa ama etkisi uzun bir mutluluk anı olarak not düştük.

İyi seneler…