Eski Datça

Gün ışığı altında çekilen fotoğraflarda doğanın gücü renklerin sahip olduğu güzelliklere baskın gelebiliyor.

Nasıl ki karanlık herşeyi örtüyorsa, güneşin parlaklığı da aynı şekilde nesnelerin sahip olduğu renklerin layığı ile görülmesinde bir engel olabiliyor.

Bu nedenle fotoğraf çekmek için ışığın en uygun saati olarak sabah 11:00 sularını öneriyor uzmanlar.

Günün diğer saatlerinde fotoğraf çekilmez anlamına gelmiyor bu durum tabi ki. Hatta günün diğer saatlerinde ışığın ortamlara kattığı anlamı fotoğraflarda yakalamak çok daha anlamlı oluyor.

Örneğin eski Datça sokaklarında güneyin ve özellikle Datça yarımadasının güzel çiçeği begonvillerin arka planındaki gün batımını yakalamak, anılara katmak çok güzel.

Begonvil

Bu noktada sadece çektiğimiz kareleri bir miktar Lightroom ile düzenlemek ve gölgelerinden kurtarıp asli renklerine döndürmek gerekmekte.

Bakalım becerebildik mi?

Eskisini de yenisini de özledik Datça’nın bu arada…

 

Ateşte açan çiçekler

Datça güzel bir yer değildir.

En güzel yerdir.

Ama sıcak zamanında güneşin altında bulunmamak şartıyla…

Gölgeden gölgeye geçerken tepemizde şapka üstüne şemsiye ile dört adım yürüyüp ardından altına girdiğimiz gölgede kafamıza soğuk su dökecek kadar cehennem yangını gibi gelir bana güneyin güneşi.

İnsan halimiz ile bu güneşe bu kadar tahammülsüz iken yol kenarındaki çalılar arasında tüm gün güneşin altında büzüşmüş, solmuş ve adeta ölü taklidi yapan beyaz yaprakların gün batımı ile birlikte açılması görülmeye değer.

Gecenin serinliğinde bir güzel şölendir kaparilerin yol kenarlarındaki savruk ama zarif halleri.

İki yıl evvel çekmişim bu fotoğrafı.

Arşivden Datça özlemimizi giderirken rastladım.